Leyleği Havada Gördük
  • Ana Sayfa
  • Ben Kimim?
    • Neden Bu Gezi?
    • Hazırlık
    • Bütçe
  • Rota
  • Sponsor
  • Seyir Defteri
  • Ortaya Karışık
  • İletişim
  • Önceki
  • Sonraki

SAVADDİ KAP (MERHABA) TAYLAND 1

11 Ocak 201819 Nisan 2018

BANGKOK

Bangkok; Tayland’ın gün geçtikçe serpilip gelişen alımlı kızı. Başkenti. Kendi halkının deyimiyle Krung Thep; yani, “Melekler Şehri”. Sıcak ve nemli. Kışkırtıcı, çekici, baştan çıkarıcı. İçinden akan Chao Phraya Nehri (Kral Nehri) ve kanallarında ıslak ve serin, trafiğinde kaotik, China Town’da (Çin Mahallesi) kalabalık ve aceleci, Grand Royal Palace’de (Kral Sarayı) kibirli ve mağrur, tapınaklarında dingin, alışveriş merkezlerinde eliaçık, gece pazarlarında kıpır kıpır, barlarında sınırsız ve çılgın. 24 saat canlı, 24 saat hareketli.

Türkiye’den Bangkok’a başta Türk Hava Yolları olmak üzere, çeşitli havayollarının doğrudan ve aktarmalı uçuşlarıyla ulaşmak mümkün. Bangkok’ta Suvarnabhumi ve Don Mueang adıyla anılan iki tane havaalanı bulunmakta. Suvarnabhumi daha çok uluslararası uçuşlara, Don Mueang ise öncelikle iç hat ve uluslararası charter uçuşlarına açık. Bizim Hindistan’dan bindiğimiz uçak Don Mueang Havaalanı’na indi. Ülkeye girişte uçakta doldurduğumuz; bir parçası bizde kalan ve ülkeden çıkıncaya kadar saklamamız gereken formlarla pasaportları verdik. Uçakla girişte 30, kara ve deniz yoluyla girişte ise 15 gün kalabileceğiniz Tayland, T.C. vatandaşlarından vize istemiyor. Ancak, otel ve dönüş uçak rezervasyonu isteyebiliyor. Biz ülkeye hiçbir sorun yaşamadan giriş yaptık. Ne uçak ne otel rezervasyonu ne de başka bir belge istemediler.

Bagajlarımızı aldıktan sonra, havaalanındaki taksimetre açan kooperatif taksilerden birini kiraladık. Havaalanıyla kalacağımız yer arası 27 kilometreydi ve bu mesafe için taksimetre 215 THB yazdı. Taksimetre 35 Tayland Bahtı (THB) ile açılıyor. Taksimetrenin yazdığının üzerine ayrıca sürücüye 50 THB hizmet bedeli ödüyorsunuz. Sürücü size “otobandan gitmek isteyip istemeyeceğinizi” soruyor. Çünkü otoban parası da size ait. Tayland’da taksimetreler kırmızı ışıkta durunca beklediği süre kadar ücrete yazıyor ve ışıkların kırmızıdan yeşile geçiş süresi bazı noktalarda 200 saniye. Gerisini düşünün artık. Biz hangisi ucuza gelir öngöremediğimiz için otobandan gitmek istedik. İyi ki de öyle yapmışız. Çünkü trafiğin yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde 10 km mesafeyi bir buçuk iki saatte alabiliyorsunuz. Otobana girişte 70 THB, çıkışta da 50 THB olmak üzere toplamda 120 THB ödedik. Böylelikle 27 kilometrelik yolun bize maliyeti 385 THB oldu. Havalanındaki döviz bürosunda 1 doları 31,27 THB den bozdurduk. Bundan sonraki hesabınızı artık buna göre yapın. Şunu da unutmayın lütfen; buradaki trafik sol şeritten akıyor.

Bangkok’ta iki kişilik oda veya yatak fiyatları 300 THB den başlayıp; semtine ve kalacağınız yerin kalitesine göre artıyor. Biz, lüks bir semt olan Sukhumvit’teki bir hostelin altı kişilik klimalı karma yatakhanesindeki iki yatak için günde 412 THB ödedik. Kaldığımız odaya ayakkabıyla girilmiyor. Banyo ve tuvaletler ortak kullanılıyordu. Yine ortak kullanılan buzdolabı, su ısıtıcısı ve çok güzel döşenmiş bir terası vardı. Yataklar, banyolar, tuvaletler ve diğer ortak alanlar dört yıldızlı otel kalitesinde ve tertemizdi. Üstelik metroya da yakındı. Ayrıca, çevrede çok sayıda yiyecek içecek mekanı ve seyyarlar yemek satıcıları vardı. Bu hostel bana çocukluğumdaki yatılı okul günlerimi anımsattı.

Bangkok’la Türkiye arasındaki saat farkı dört. Biz burada yılbaşını Türkiye’den dört saat önce karşıladık. Nedense buradaki insanlar; bağırıp çağırarak, taşkınlık yaparak yeni yılı kutlamadı. Buna çok şaşırdık.

Bangkok’da ATM’yi kullanarak Türkiye’deki banka hesabınızdan para çekmek isterseniz burada unutulmaması gereken nokta şu; Tayland’daki ATM’leri kullanarak Türkiye’deki hesabınızdan para çektiğinizde, çekilen paranın miktarı ne olursa olsun Tayland bankaları işlem başına 220 THB komisyon alıyorlar. Tabi bunun dışında bir de Türkiye’deki bankanız komisyon ve vergi alıyor. Çekebileceğiniz günlük para limiti de Tayland bankalarının limitine göre değil, Türkiye’deki bankanızın günlük para çekim limitine göre belirleniyor. O yüzden her seferinde komisyon ve vergi ödememek için, bir seferde en üst limitten para çekmekte yarar var.

Bangkok’daki küçük marketlerin çoğunda paketlenmiş hazır yemekten tatlıya, yine paketlenmiş meyve salatasından normal salataya, sıcak su ve kahveye kadar her şey var. Pilav/tavuk/yumurta, pilav/et, kıymalı soslu makarna, Çin eriştesi çeşitleri gibi doyurucu yemek fiyatları 20-75 THB arasında değişiyor. Aldığınız yemeği mikrodalga fırında ısıtıp plastik çatal/kaşığıyla veriyorlar. Üçü bir arada kahveyi de 14 THB karşılığında sıcak suyunu ve kullan/at bardağını oradan alıp içebiliyorsunuz. Ayrıca hazır Çin eriştesi çorbaları 15 THB. Bunların da üzerine oradan ücretsiz sıcak su koyarak keyifle tüketebilirsiniz. Sözün özü; bu tür bir yerden alışverişle öğününüzü birkaç dolara getirebilirsiniz. Keza sokaklardaki seyyar yemek tezgahlarında da yine birkaç dolara karnınızı doyurmak mümkün. Ama aynı menüyü dışarıdaki herhangi bir restaurantta yemeğe kalktığınızda, markete ödediğiniz bedelin en az dört katını ödemeyi de göze almalısınız.

Bangkok’da  başta taksi ve tuktuk olmak üzere, kısa mesafeler için hizmet veren motosiklet taksiler, viyadükler üzerinde giden sky train (hava treni), metro, klimalı ve klimasız otobüsler ile nehir ve kanallar üzerinde on beşten fazla tekne hattından oluşan çok gelişmiş bir ulaşım sistemi mevcut.  Hava treni ve metroda fiyatlar gidilecek mesafeye göre 16-59 THB arasında değişiyor. Biz hava treniyle kişi başı 44 THB ye gideceğimiz yolu, otobüsle 9 THB ye gittik. Bu klimasız bir otobüstü. Klimalıları ise 13 THB. Taksi ve tuktukların yanına ise hiç yaklaşmayın. Çünkü taksiler turistlere taksimetre açmak istemiyor. Taksimetre açanlar da gideceğiniz yere yolu uzatarak götürüyor. Tuktuklar da sizi gitmek istediğiniz yerin yolu üzerindeki, karşılığında akaryakıt kuponu aldıkları anlaşmalı mağazalara götürüp, zaman yitirmenize neden oluyorlar. Üstelik her tarafı açık olan araçta egzost gazı ve toz soluyarak seyahat ediyorsunuz. O yüzden gününüzün zehir olmaması için, taksi ve tuktuklara binmeden önce iyice düşünüp, peşinen pazarlık ederek konuşmakta yarar var. Bana sorarsanız; aceleniz yoksa Bangkok’ta en ucuz ulaşım yolu otobüs. Ayrıca yerellerin arasına karışarak onlarla sohbet edip, onları tanımak çok güzel bir deneyim. Tekne ulaşımları da gidilecek yer ve mesafeye göre 4 THB den başlayıp, yukarıya doğru yükseliyor.

Kaldığımız hostelin bulunduğu Sukhumvit ve Siam Semtleri’nde Türkiye’dekilere nal toplatacak özellikte onlarca gökdelen ve alışveriş merkezi var. Sukhumvit Caddesi’nin iki yanında ve cadde boyunca çeşitli mağaza, alışveriş merkezi, masaj salonları, lüks restaurantlar, kafeteryalar, barlar, dünyaca ünlü ayaküstü yemek ve kahve markalarının mekanları konumlanmış durumda. Hepsinin sunduğu ürünler ve markalar farklı olduğu için, her birinde inanılmaz bir ziyaretçi yoğunluğu var. MBK, Terminal 21, Siam Discovery, Siam Center, Siam Paragon ve Central World bu semtlerde ziyaret edilecek alışveriş merkezlerinin başında geliyor. Bunlardan Terminal 21  olağanüstü bir yer. Sekiz katının her biri; ayrı bir mahallenin sokakları konseptiyle  özenilerek dizayn edilmiş. Dünyadaki birçok markanın mağazaları burada. Her keseye uygun ürün bulabilmeniz mümkün. Katlarından birinde küçük bir “İstanbul Köşesi” bile hazırlamışlar. En alt katta bir hipermarket var ama çok pahalı. Bangkok’da özellikle sebze ve meyve fiyatları uçuyor. Örneğin marketlerde bir kilo Yeni Zelanda kirazı 99, bir kilo çilek 114, iki tane pırasa 8, dört tane patates 5, bir tane elma 4 Türk Lirası. Buralarda tropik coğrafyada yetişenler dışındaki tüm meyve ve sebzeler, ekmek, çikolata, kuru yemiş, zeytinyağı, peynir, yoğurt çok pahalı. Bir şişe büyük bira markette 55-125, restaurantta 100-285 THB, bir yumurta 5 THB, bir litre şişe suyu 13 THB, 20 gramlık cips 20 THB, dört tane küçük salatalık 10 THB, dört tane küçük domates 10 THB, altı dilim katkılı tost ekmeği 36 THB, bir adet baton ekmek 49 THB, bir şişe cola 17-18 THB, bir paket tavuklu/etli/yumurtalı/pirinçli hazır yemek 20-75 THB, 100 gram karışık yeşil salata 25 THB, üçü bir arada kahve 14 THB, bir tane kızarmış tavuk bageti 25 THB, bir tabak tavuklu pilav 40 THB.

Ayrıca akşam olunca Sukhumvit ve Siam’ın sokakları seyyarlar tarafından işgal edilip bir gece pazarına dönüştürülüyor.  Buralarda ikinci el ürünlerden tutun; her tür giyim/kuşam, aksesuar, hediyelik eşya, tablo, çiçek/bitki ve basit elektronik aletleri ucuza bulabiliyor, karnınızı uygun fiyata doyurabiliyorsunuz. MBK adlı alışveriş merkezinin bir katı ise tamamen telefon, kamera ve televizyon ağırlıklı elektronik eşyalara ayrılmış. Fiyatlar da oldukça ucuz. Ben kendime Türkiye’deki fiyatının üçte birine bir telefon aldım. Örneğin 64 GB bir Iphone X telefonu burada 3.800.- TL ye alabilirsiniz. Üstelik çakma falan da değil. İnanın şaka yapmıyorum.

Khao San Road denilen cadde ve çevresi ise, sırt çantalı gezginlerin uğrak ve  konaklama merkezi. Kafeteryalar, barlar, lokantalar, hediyelik eşya dükkanları, seyyarlar, tutukçular, mototaksiler, masaj salonları, dövmeciler kimi ve neyi ararsanız hepsi bu caddede. Akşam sekizden sonra bu cadde ve çevresinin yıkıldığı söylense de biz buna tanık olamadık. Çünkü cadde, fazlasıyla popülist, turistik ve Sukhumvit Bölgesi’nden bile pahalıydı. Bu nedenle,  hakkında yazılanların aksine, caddenin ruhunu yitirmiş olduğunu düşündük. Tüm bunlara karşın, konaklamak veya sadece merakınızı gidermek için bir süre vakit geçirip geçirmemek size kalmış.

Size; “bana her tarafı seyyar yemek ve giysi satıcıları, dükkanlar, marketler, renkgarenk ışıklı tabelalar, manavlar, kuru yemişçiler, kuyumcular tarafından kuşatılmış, labirenti andıran daracık ara sokaklarında aklınıza insanın kullanabileceği ne gelirse gelsin işte o ürünlerin tümünün satıldığı, neyi ararsanız onu kolayca bulabileceğiniz, sürekli bir koşuşturmanın ve kalabalığın egemen olduğu, güler yüzlü çekik gözlü insanların hizmet ettiği  bir yer söyleyin” desem, acaba yanıtınız ne olurdu? Bulamadınız mı, yanıtını ben vereyim o zaman; tabi ki Çin Mahallesi. Bangkok’a gelip de burayı görmeden, bu atmosferi solumadan olmazdı. Biz de aynen öyle yaptık. Bu güzel mahalleyi birkaç kez ziyaret ettik. Hatta bir keresinde; kızartılmış böcek, kurt, çekirge satan bir seyyardan kurt denedim. Tuzsuz, yavan bir tadı vardı. Çekirge de denemek istedim ama üç tanesine bir dolar vermemek için vazgeçtim. Çin Mahallesi’nin içinde olduğu halde; ne Bangkok’a ne de Çin Mahallesi’ne benzemeyip, onlardan apayrı bir tadı ve görüntüsü olan Hint Mahallesi ve Phahurat Marketi de ziyaret edebileceğiniz yerler listesine yazmanızda yarar var. Benden söylemesi; Bangkok’a gelip de Çin Mahallesi’ni görmeden döneni dövüyorlar ona göre (!)

Biliyor musunuz; bazı kaynaklar tarafından, Bangkok’da başta Budistler olmak üzere, Hindu, Sih, Hristiyan, Musevi ve Müslümanlara ait 900’e yakın tapınak, saray ve müze olduğu belirtiliyor. Bunların tamamını gezmeye kalkarsanız birkaç yılınızı burada geçirmeniz gerekebilir. Bunlar arasında öne çıkan Wat Arun, Wat Pho (Yatan Budha), Grand Royal Palace (Kral Sarayı), Wat Traimit (Altın Buddha),Golden Mounth/Wat Saket ve Grand Royal Palace’nin bahçesinde bulunan Wat Phra Kaew’i (Zümrüt Buddha Tapınağı) sayabiliriz. Bu tapınakların giriş bedeli 20-200 THB arasında değişiyor. Tapınaklara çok kısa şortla, çıplak kollu giysiyle, yiyecekle ve ayakkabıyla giriş ve bazılarında ise fotoğraf çekmek yasak. Ama açıkça söylemek gerekirse buradaki tapınakların birkaç tanesi dışında hepsinin tasarımları,  renkleri ve diğer özellikleri üç aşağı beş yukarı birbirine benziyor. Bazı tapınaklardaki tanrı heykellerinin bir kısmı da, dükkanlardan satın alınıp buralara konuluyor sanırım. Çünkü buraları ziyarete giderken, yolumuzun üzerindeki bir caddenin iki yanındaki yüze yakın dükkanda irili ufaklı, hatta bazıları devasa tanrı heykelleri satılıyordu. Üstelik tanrılardan bir tanesini kullarından biri sprey boyayla altın rengine boyuyordu. Tanık olduğum bu görüntü bana biraz tuhaf geldi. Ama yine de saygı duymak gerek; ne de olsa onların inanç şekli bu. Tapınaklardan Wat Pho’ya yürüme mesafesinde büyük bir çiçek pazarı var. Bu pazarda binbir çeşit ve renkteki tropik bölge çiçeklerini görüp fotoğraflayabilmek mümkün.

Bu arada Grand Royal Palace, yani Kralın Sarayı ise ayrı bir şekil. Buraya giriş için 500 THB ödemeniz gerekiyor. Bu saray, parlamenter monarşiyle yönetilen Tayland’ın resmi törenlerinin yapıldığı ve Kraliyet Ailesi’nin zaman geçirdiği bir yer. Çok büyük bir araziye yayılmış bu mekanın içinde; barınma, çalışma, dinlenme, eğlenme ve tapınma amaçlı birden fazla yapı var. Hatta Wat Phra Kaew (Zümrüt Buddha Tapınağı) adlı tapınak bu sarayın içinde bulunuyor. Bu yapıların her biri, bir iğne oyası gibi, özenle tasarlanarak inşa edilip bezenmiş. Ama sadece belli bir soydan geldikleri için, üretim sürecinin hiçbir aşamasında yer almadan, halkının nafakasına ortak olarak lüks içinde yaşamını sürdüren hanedan mensuplarını ve onları bağırlarına basan halkları hala anlayabilmiş değilim. Bu konuyu ne aklım, ne de hafızam kavrayamıyor. Sanırım ben çağın çok dışındayım(!) Sarayın kapılarından birinin karşısında savunma bakanlığı binası var. Bu bana çok manidar geldi. Zaten sarayın etrafı ve çevresi militer güçler ve bakanlıklara ait birçok binayla çevrilmiş durumda.

Bangkok’un dört bir yanı akşam olduğunda gece pazarlarıyla kuşatılıyor. Bu pazarlarda iğneden ipliğe, yiyecekten içeceğe, giyimden kuşama ne ararsanız bulmanız mümkün. Bunların en öne çıkanları ise Patpong Gece Pazarı ile Chatuchak Weekend Market adıyla anılan hafta sonu pazarı. Chatuchak Weekend Market çok büyük bir alan üzerine konumlanmış sokaklar ve daracık galeriler etrafındaki sayısız küçük dükkan ve seyyarların tezgahlarından oluşuyor. Antika eşyadan tabloya, hediyelik eşyadan giyim kuşama, takıdan evcil hayvana, telefondan aksesuara, çeşitli bitki ve çiçekler ile yemekten içmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü ürünü burada bulabiliyorsunuz. Tamamını gezebilmeniz için kaç gün yeter bilemiyorum. Biz hem yolda olduğumuz, hem de alışverişe meraklı olmadığımız için öylesine birkaç saat geçirdik. Bu arada altı yedi tane yerel lezzetin de tadına baktık. Bunlardan en çok; yumurtalı gözlemeyi andıran Roti’yi ve pirinç eriştesi, soya filizi, fıstık, taze sarımsak yaprağı, acı pul biber, tatlı/ekşi sos, sıvı yağ, su ve yerel bir başka acı sosun karışımıyla pişirilip misket limonu ve taze sarımsakla servis edilen PadThai adındaki yemeği sevdim. PadThai’nin sadesi, tavuklusu, domuz etlisi ve deniz ürünlüsü oluyor. Ben sadesini denedim. Size de tavsiye ederim. Ayrıca Bangkok’ta, başta yerel lezzetler dışında, dünyanın birçok ülke mutfağının yemeklerini bulabilmeniz, tropik kuşağın çeşitli meyvelerinin tadına bakıp sularıyla serinleyebilmeniz mümkün.

Chatuchak Weekend’den dönerken saat 21:30 gibi, tesadüfen girdiğimiz Asok metro durağının arka sokaklarından birinde bir sürprizle karşılaştık. Soi Cowboy adıyla anılan sokağın iki yanının da tamamı go go bar ve gece kulüpleriyle doluydu. Neredeyse tamamında her yaştan batılı erkeklerin oturduğu masalar sokağın dışına kadar taşmıştı. Bar ve kulüplerin önündeyse üstlerinde rengarenk bikinilerden başka bir şey olmayan sayısız eskort kız ve trans dans ederek gelip geçen erkeklere sataşıyorlardı. Neyse ki yanımda arkadaşım olduğundan bana bulaşmadılar. Böyle bir görüntüye tanık olmak, bizim için değişik bir deneyimdi.

Jim Thompson adında bir muhterem; 2. Dünya Savaşı sırasında CIA ajanı olarak bu bölgede faaliyet göstermiş. Savaştan sonra da Amerika’ya dönmeyip Bangkok’a yerleşerek buradaki bir evde yaşamaya başlamış. Bir yandan da ipek ticaretiyle ilgilenmiş. Ancak, daha sonraki yıllarda esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuş. O tarihlerden bu yana da kendisine ne olduğunu bilen yok. Bu vatandaşın Bangkok’ta yaşadığı ev şu an, Jim Thompson House adı altında müze olarak faaliyet gösteriyor. Ev dediğime bakmayın, küçük bir saray yavrusu gibi bir yer burası. Ağaçlarla çevrilmiş U biçimindeki üç blok ahşap ağırlıklı binanın ortasında içinde çok iri renkli balıkların yüzdüğü yeşillikler içinde uzun bir havuz var. Komplekste; muhteremin paha biçilemeyen özel eşyalarının sergilendiği müze binası dışında ayrıca bir sanat galerisi, bir kafeterya, bir restaurant, bir de ipek ve deriden üretilmiş ürünlerin satış mağazası bulunuyor. Giriş 150 Baht. Karanlık geçmişine karşın, görülmesi gereken yerlerden biri.

Bir de Bangkok’un meşhur yüzen pazarları var tabi ki. Buradaki şekil şu; bir nehrin kıyısına dizilmiş yan yana küçük dükkanlarda, yüzlerce hediyelik eşya, giyim/kuşam, takı, aksesuar, yemek, sebze ve meyve satışı yapılıyor. Ayrıca nehirde dolaşan onlarca küçük kayık içinde sebze/meyve ve yemek satışı yapan kadınlar var. Siz de kiraladığınız bir kayıkla bu nehirde dolaşırken buralardan alışveriş yapıyorsunuz. Bir hediyelik eşya mı almak istiyorsunuz ya da bir şey mi beğendiniz, kayığınızla yaklaşıyorsunuz kıyıdaki dükkanlardan birine, alacağınız ürünü görüp pazarlığınızı yaparak alışverişi tamamlıyorsunuz. Canınız Hindistan cevizi suyu mu içmek istedi; hemen yakındaki bir kayığa el sallıyorsunuz. Kayıkçı kadın anında sizin teknenize yaklaşıp bordalıyor. İki pala darbesiyle tepesinde bir delik açıp içine pipet soktuğu Hindistan cevizini size veriyor. Siz de afiyetle suyunu içiyorsunuz. Bu pazarlardan Bangkok çevresinde birkaç tane bulunuyor. Öğleye kadar açık oldukları için de çok erken kalkıp gitmek gerekiyor. En yakını Bangkok’a 20, en uzağındaki ise 100 kilometre mesafede olan bu pazarlara toplu taşımayla doğrudan ulaşım mümkün değil. Ancak taksi tutarak ya da tur satın alarak gidebiliyorsunuz. Pazarlıkla fiyatı daha aşağıya çekebileceğiniz turlar kişi başı 1000-1500 THB den başlıyor. Taksi fiyatlarıysa el yakıyor. Üstelik taksiden indiğinizde iş bitmiyor. Bir de ana nehirden pazarın bulunduğu nehir koluna gitmek için bir tekne, gittiğiniz nehir kolunda dolaşmak için de ayrı bir tekne kiralamanız gerekiyor. Dönüşü de aynı şekilde düşünmek lazım. Bu yüzden iyi bir pazarlıkla tur satın almakta yarar var. Bu tür turlara fil, timsah ve kaplan gösterilerinin bulunduğu aktiviteler de eklenebiliyor. Biz hayvanlara yapılan eziyet nedeniyle bu aktivitelere katılmaya karşıyız ama seçim tabi ki size kalmış. Ben Bangkok’a daha önceki gelişimde yüzen Pazar ziyaretinde bulunduğum, ayrıca arkadaşım da istemediği için bu kez buralara gitmedik. Son yıllarda otantik özelliklerinden uzaklaşarak turistik ve popülist bir çizgiye kaydıkları söylense de, yüzen pazarların fotoğraf meraklıları için, ilginç kareler yakalayabilecekleri bir yer olma özelliğini hala koruduğu çeşitli kaynaklarca belirtilmekte.

Bangkok’a gelip de masaj yaptırmadan dönülür mü? Elbette dönülmez. Bir saatlik masaj için semtine göre fiyatlar şu aralıkta; ayak masajı 200-400, kuru Thai vücut masajı 200-400, yağlı Thai vücut masajı ise 350-550 TBH. Hangi fiyata hangi masajı yaptıracağınız artık sizin bütçenize kalmış bir şey. Bu arada meraklılar için söyleyeyim; Bangkok’ta, fiyatı karşılıklı pazarlığa bağlı cinsellik içeren masaj servisi sunan salonlar da var.

Biz Bangkok’ta, dolu dolu sekiz gün geçirdik. Bu güzel kenti ve sürekli olarak gülen yardımsever insanlarını bu kadar kısa bir süre içerisinde ve sekiz on sayfaya sığdırarak anlatabilmek hiç kuşkusuz mümkün değil. Ben buraları ziyaret etmek isteyenlere belki yardımcı olurum düşüncesiyle, seyahatimiz sırasındaki izlenimlerimi özetleyerek de olsa paylaşmak istedim. Umarım bir yararı olur. Keyifli okumalar dilerim.

This entry was posted in Blog
  • asiatour
  • ASYA
  • bangkok
  • çokgezenlerkulübü
  • GEZGİN
  • leyleğihavadagörmek
  • sirtçantaligezgin
  • tayland
  • thailand

İlgili Yazılar

  • SAYILAR VE SÖZCÜKLERLE GEZİ/YORUM

    20 Şubat 20196 Şubat 2024
  • FİLİPİNLER

    12 Ekim 201812 Ekim 2018
  • GÜNEY KORE

    19 Temmuz 201819 Temmuz 2018

Post navigation

  TANRILARIN UNUTTUĞU ÜLKE/HİNDİSTAN 3
SAVADDİ KAP (MERHABA) TAYLAND 2  

2 thoughts on “SAVADDİ KAP (MERHABA) TAYLAND 1”

  • Gürcan Elbek 20 Ocak 2018 at 17:42 Reply

    Gayet güzel bilgi veren ve aynı hisleri pauylaştığım, çok güzel bir yazı. Elinize, emeğinize sağlık.

    • Mustafa Cengiz Bilir 20 Ocak 2018 at 21:13 Reply

      Çok teşekkür ederim Gürcan Bey. Umuyorum bir gün yollarda karşılaşır sohbet etme olanağı buluruz. Sevgiyle ve yolda kalın.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − 10 =

Bizi Takip Edin

Son Yazılar

  • SAYILAR VE SÖZCÜKLERLE GEZİ/YORUM
  • FİLİPİNLER
  • GÜNEY KORE
  • DOĞAN GÜNEŞİN ÜLKESİ / JAPONYA
  • ENDONEZYA

Kategoriler

  • Blog

  • Alacakaranlıktaki Ülke: Kamboçya

    5 Ağustos 2017

Ben Kimim?

Boyosun, gevreğin, çiğdemin, enginarın, kabak çiçeği dolmasının, meltem esintisinin ve güzel insanların kenti İzmir’de doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi doğduğum bu güzel kentte tamamladım… Devamı İçin Tıklayın

SİTE HARİTASI

  • Ben Kimim?
  • Bütçe
  • Hazırlık
  • Neden Bu Gezi?
  • Rota
  • Sponsor
  • Seyir Defteri
  • İletişim

E-Bülten Listesi

E-Bülten listemize üye olarak güncel kalın.
Loading

Motto

Dünyayı Gezmek İstiyoruz
Gidebildiğimiz Yere Kadar Gideceğiz
Kameramız Hep Açık Olacak
İçeriğimiz Zengin Olacak
Bizimle Ve Takipte Kalın
Bu web sitesindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, internet, görsel ve yazılı basın dahil hiç bir kaynakta izinsiz kullanılamaz, alıntı yapılamaz.